Wednesday, October 7, 2009

Seferihisar-Azmak Parkuru


Sürekli aynı yerlere gitmekten,aynı şeyleri yapmaktan sıkıldığım için uzun süredir gitmediğim doğa yürüyüşlerine gitmeye karar verdim.Pazar günü erken uyanma çilesine katlanıp sabahın köründe otobüslerin kalktığı yere ucu ucuna yetiştim.Sezonun ilk yürüyüşü olduğu için bu defalık hafif bir tanışma parkuru düzenlenmiş.Herkes toplandıktan sonra başlangıç olarak Turgut köyünde bir kahvede kahvaltı yaptık,köyün sakinlerinin pekte umrunda olmadık,sanırım sık sık böyle etkinliklerle karşılaşıyorlar.Sonra başladık yürüyüşe,eskisi kadar zor bir yol değildi,zaten genelimiz amatör sayılacağı için 10km yol yürüdük toplamda.


Ormanın içinde mandalina,ceviz,nar,ayva,böğürtlen ağaçları arasında yol aldık.Bir ara mandalina ve ceviz hırsızlığı yapayım derken artçının da arkasında kalmışım.Elimde yüzümde hırsızlığın bedeli olarak yemyeşil bir renk kaldı.Hala baktığımda az az da olsa durduğunu görüyorum.Mandalina ağaçları bana çocukluğumu hatırlattı.Evimizin karşı caddesinde uçsuz bucaksız mandalina bahçesine gizlice girer,ağaçlara saldırır sonunda kucağımızdaki hırsızlık ürünlerimizi döke saça bekçiden veya köpeğinden kaçardık.Ne kadar lezzetli gelirdi o henüz olgunlaşmamış meyveler.Şimdi kesilmiş yok edilmiş mandalina bahçesinin yerinde 10 katlı apartmanların işgal ettiği bir site var.Yanından geçerken bakmamaya çalışıyorum.Hatta o mandalina bahçesinin içerisinde tarihi bir köşk vardı kullanılmayan,perili köşk derdik korkarak girer koşarak kaçar hakkında bin bir türlü hikayeler uydururduk.Ağaçların yanı sıra o güzelim tarihi eseri de yıktılar tabiki.
Ormanın içinden geçerken ağaçlar,orman aynı çocukluğum gibi koktu burnuma bilmem bu yüzdenmidir.
Zirveye ulaştığımızda aşağıda masmavi bir deniz bizi karşıladı.Mayolarını yanında getirenler deniz keyfi yaptı bizde bu mola esnasında kayaların üstüne tırmanıp dinlenmeye karar verdik.Kayaların arasında böğürtlen ağacının gölgelediği bir kısım bulup oraya uzandım.Karşımda deniz başımı kaldırınca bulutlar ve böğürtlenler..Yorgunluğa rağmen huzurun tadını çıkardım.Geri dönüş yolu yorgunluğunda etkisiyle biraz zorlu geçti.Yanımızda yol boyu bizi takip edip sonra bizimle geri dönen köpeğe imrenerek baktım.Sarkmış memelerinden anlaşıldığı üzere yeni yavrulamıştı.Yavrularını merak ettim ama bizi onlarla tanıştırmadı.Yürüyüşün sonunda ormanın ortasında evi olan bir abimiz hepimizi misafir etti.Mangal,ev yapımı şarap,rakı muhteşemdi.Birisi tulum çaldı,diğerleri eşlik etti hiç kimse yorgunluğunun farkında değildi.Bahçede yapay bir havuzun kenarında hayallerimin hamağını buldum.Doğal olarak dünyanın en mutlu insanı haline geliverdim üzerinde miskin miskin sallanırken.
Sonunda otobüse binip dönüş yoluna düştüğümüzde yorgunluk ve şarabın etkisiyle uyuyakalmışım.
Etkinliğin paylaşılan fotoğraflarının arasında koltukta dağılmış ağzım açık uyurken çekilmiş halimi görünce bir saat güldüm.İnsan uyandırır yahu,bir de sürpriz olsun diye özellikle çekmişler.
Haftaya evlerinde kendi boncuklarını ürettikleri köye,boncuk köyüne yolculuk.
Doğa ve doğal yaşam gibisi yok...

5 comments:

Gidi Kuzgun Güdük Fare said...

Çok özendim

arinna said...

Beklerim efenim bir dahakine beraber gidelim :)

Onuncu Köyün Adamı said...

Süper olmuş. Bana doğa damıda diyorlar arkadaşlar, hadi güzel bir oluşum buldum deyip arkadaşları öyle yerlere götürdümki.:)

Onuncu Köyün Adamı said...

Süper olmuş. Bana doğa adamıda diyorlar arkadaşlar, hadi güzel bir oluşum buldum deyip arkadaşları öyle yerlere götürdümki.:) 9metrelik ufak şelalerin olduğu derin vadiler, 3kademeli şelaleler, uçurumlar.:)

servis said...

Vermiş olduğunuz bu bilgiler beni gerçekten etkiledi . Dell dizüstü tamircisi olarak bu güzel paylaşımlarınızın devamını bekleriz .