Tuesday, October 6, 2009

Prenses'in Gidişi

Akşama doğru Esra'nın prensesinin,koca gözlü pisisinin ölüm haberini aldım.Akşam kapı aralığından fırlayıp koştura koştura bahçeye inmiş,kaçıp gezip geri dönme işini alışkanlık haline getirdiği için dönmesini beklemiş gelmemiş.Sabah olup ortada görünmeyince iyice endişelenip aramaya çıkmış.Ve caddenin kenarında yatan onun renklerine benzeyen bir kedicik görünce içi cız etmiş.Dikkatsiz,denyo sürücülerden birisi o minnacık özgür kızın hayatına son vermiş.Kocaman güzelim gözleri bile büzüşmüştü dedi Esra.Toprağı tırnaklarıyla kanayasıya kadar kazmış ve pisisini içine yerleştirip veda etmiş.Veteriner olduğum ve bir sürü kedi ölümü gördüğüm halde bağıra bağıra ağladım dedi,boğazı şişmiş.Her tıkırtıda prensesim geldi sanıyorum diyor.O söyledikçe benim içim acıyor.Anlatımı bile ağlatmaya yetiyor..
Küçüklüğümden beri ben de kedi milletinin hayranıyım.Evimden hiç eksik olmadılar,her biri ayrı bir karakterde ayrı sevimlilikteydi.Hepsinin anısı ayrı,sevgisi başkaydı.Her kaybedişimde içimden saf masum birşeylerin kopup bu hayattan gittiğini hissettim onlarla beraber.Bir daha tövbe,bir hayvana bağlanmak mı demek çözüm olmuyor,bir şekilde hayatına sızıveriyorlar insanın.Sevmeyen,yaşamayanlar anlamıyorlar ama aileden birisi,minik çocuğu haline geliyorlar,hayatın bir parçası halinde olmazsa olmazlardan birisi..Yaramazlıklarına,şaşkınlıklarına,oyunlarına,kokularına evin içinde pıtır pıtır duyulan pati seslerine öyle alıştırıyorlar ki gittiklerinde uzun süre acısını,yokluğunu hissediyor,dostluğunu arıyorsun.
Dün oynarken yüzümü patilediği için kızdığım bağırdığım küçük kızım,Luna'm tam karşımda yatıyor şuanda.Ya kızını kaybeden ben olsaydım diyorum.Kocaman kabarık kuyruğu,minik pembe burnu,şaşkın bakışları olmadan ne kadar boş olurdu odam,yüreğim..Herzaman içimde olan kaybetme korkusu bugün iyice tavana vurdu sanırım.Kendini bilmez,can taşıyan varlığa değer vermez bir katil yüzünden ya kaybedersem küçük kızımı..Esraya tüm kalbimle baş sağlığı ve sabır diliyorum..Umarım yeni prensesi(prensi) onu çok yakında bulur ve kucağında purlayıp acısını hafifletmesine destek olur.Umarım mamalar,yumaklar ve bir sürü maceranın olduğu ve bu dünyadan kat kat güzel bir cennette mutlu mutlu koşuyorsundur Prenses..

3 comments:

Pelin Pelister Akyürek said...

Yıllarca kedi besledim. En son kedişim, ipeğim, bundan 6 sene önce kaybolduğunda ben de çok kahrolmuştum. Onu aramadığım yer kalmamıştı. Ölüsünü bile bulamadım. Sonra ben de söz verdim bir daha bağlanmayacağıma ama her baharda muhakkak karşıma bir tane yavru çıkar. Hasta ya da zayıf olduğu için annesi tarafından terk edilmiş ya da yaramaz çocuklar tarafından yuvasından alınıp bir köşeye atılmış zavallı yavrular. Onları kendilerine yetebilecek duruma gelene kadar her gün yemek veriyor, hastalıkları varsa bebek ilaçlarıyla tedavi ediyorum. Ama artk evime bir pisi alabilir miyim? gönlim kaldırır mı bilemiyorum. Prenses için çok üzüldüm. Her ne olursa olsun can taşıyan bir varlığa saygı ve sevgi göstermek çok zor bir şey değil.

arinna said...

Sanırım en iyi kaybeden anlıyor bu acıyı.Bazen veterinere gidip ameliyat,tedavi için para harcayan insanlarla dalga geçen tiplerle karşılaşıyorum sinir oluyorum.Hayvanların hiçbir değeri yok.Belki kurtarılma şansı varsa bile zahmet edip veterinere götürmüyorlar.
Ben de uzun zaman uzak durmuştum mamalar alıp sokak kedilerini besliyordum eve almıyordum ama arada öyle biri çıkıyor ki yıldırım aşkı gibi bir şeye dönüşüyor işte.Bence senin sevginin çekimine kapılacak ve senin de cazibesine hayır diyemeyeceğin başka bir ipek hayatına girecektir :)

bilge said...

ömrümde ilk kez kedi besliyorum onun sevgisi ayrı bir olay olum ayakkabı almaya gitmişti kedi almış gelmiş 3 yıldır bizde hiç bir şeye değişmem..sevgi ve dostlukla...