Friday, September 25, 2009

İzmir Açılımı

Ilgın Olut'a ait Küfkedisi isimli bir kitap aldım geçenlerde.Hiç eleştirileri okumadan,araştırmadan aldığım bir şeydi.Okudukça ancak liseli romanı olarak olarak değerlendirmeme rağmen yarım bırakmamak adına okumaya devam ettim.
Ama bir bölüm vardı ki sinirlerim zıpladı,tüylerimi kabarttım yan yan sektim sinirden.Neymiş İzmir çürümüş,manevi olarak çoktan yıkılmış ancak sanal bir şehirmiş.Romanda kendi çaplarında geçmişlerinde geride birşey bırakmamak adına kurdukları ufak çaplı çakma çete bile hoş gösterilmiş,uyguladıkları şiddet hak olarak yansıtılmış.Ama zengin erkek avında olan bir hatun kişi yüzünden bütün izmirli kızları fahişe,erkekleri pezevenk olarak göstermiş.Güzel kızların ve yakışıklı erkeklerin kordonda oturup şen şakrak mutlu mesut eğlenmeleri tamamen kılıfmış,arkasında fuhuş dönüyormuş,barda garsonları ikinci sınıf vatandaş olarak gören asalak kızlara sahipmiş te bik bik bik...
Yahu arkadaşım senin anlattığın roman kahramanları anadolunun bağrından kopup gelmiş saf yurdum insanı değil ki,bildiğin İstanbul'un anasını ağlatan her türlü bokun ortasında yaşayan çok zengin iş adamları.
Nasıl olur o kadar girdikleri çıktıkları İstanbul ortamlarında yaşadıkları gördükleri normal olarak görür,kendi şehirlerini eleştirmez,tiksinmezken İzmirimi sincity'e çevirirler zihinlerinde,tiksinirler?Ne hakla?Sanki çarpık ilişkiler,yanlış insanlar başka şehirlerde yokta,İzmirin bütün insanları o şekil.
Ha diyebilirsiniz alt tarafı bir kitap.Sadece bir kitapla bitse bu zihniyet neyse derim ama son zamanlarda bire bir cok fazla duymaya başladım bu tarz düşünceleri.Bir de üstüne üstelik yazar İzmirli.Zaten gavur olarak görülen İzmir için o da katkısını koymuş sağolsun.
Kitabın bir yerinde kotarmaya çalışmış,boyozdur,kumrudur diye ama olmamış.Şu gözlerinin içi gülerek yürüyen iki genç kızın da aşık olmaya hakkı vardı gibisinden bi cümle vardı,tam olarak hatırlamıyorum.Allah razı olsun ya dedim.Sanki potansiyel malız da üzülmüş onların da sevmeye aşık olmaya hakkı var diye.
Nedir bu İzmirli düşmanlığı bilemedim ki.Sevmeyin kardeşim bizi tiksiniyosanız da gelmeyin istemez.Çok ihtiyacımız yok düşmanlığınıza.
İzmirli dediğin insanı bir avuç tikiyle bir tutamazsınız.25 yıldır yaşadığım bu şehirde bir tane bile insan görmedim garsonu ikinci sınıf vatandaş olarak gören.Üst tabakadan diyerek adlandırılacağınız meslek gruplarına mensup tiplerle garsonları sarmaş dolaş kanka modunda görebilirsiniz.
Bir zamanlar taptığı insana kuyruk acısı yüzünden orospu diyen zihniyete aşina değiliz biz bu şehirde ki,bir insan yüzünden tüm şehri yargılayacak aptallıkta da değiliz.
Burada mahalle baskısı yok zaten kimse et peşinde olmadığı için karı karı karı sayıklamalarıyla İzmir'e kız düşürmeye gelen tiplere de hepimiz topluca gıcık oluyoruz.Gece saat 2'de tek başıma korkmadan caddeler de yürüyebiliyorum mesela,arabalar da durmuyor ne iş ne ayak diye düşünerek.Çok normal çünkü burda kadının özgürlüğü.Sokaklarda öpüşen çiftler görünce mutlu oluyoruz biz havanın aşk kokmasından.Sırf sevgilisine sarıldı öptü diye polisler komaya sokacak şekilde dövmeye kalkışmıyor,kalkışamıyor da zaten.Burda insanlar cinselliğini daha özgür yaşıyor evet ama aşık oldukları için yaşıyorlar,para peşinde etlerini pazarlamak için değil.
Her gördüğümüz erkeğe veya kadına potansiyel sevgili gözüyle bakmıyoruz,arkadaşlık ilişkilerimiz cok yoğun ve samimi burda.
Sıcak kanlı oluşumuzun çıkar ilişkisiyle de hiçbir alakası yok.Mesela yemek yediğiniz bir yerde sokaktan geçen bir teyze merak ettiği için yediğiniz yemekle ilgili fikrinizi sorabilir,öyle diğer şehirlerdeki gibi korkulu gözlerle deli ,hırsız damgası yemez.Işık olmayan caddelerde sürücüler diğer sehirlerde olduğu gibi üstünüze üstünüze sürmez arabasını,kibarca yol verir gülümseyerek.
Biz samimiyetimizden mutluyuz siz inanmasanız da olur sayın İzmir düşmanları.Gelmeyin lan ben daha dün kordonda denize karşı dostlarımla rakı balık yaptım şopar amcalarla beraber bağıra çağıra huysuz ve tatlı kadın'ı söyledik eğlendik.Deniz havasını içime çektim,bu şehirde yaşadığım için yüzümde gülümsemeyle döndüm gece yarısı evime tacizsiz tecavüzsüz.
Sanal şehrimiz bize kalsın mutluyuz.

4 comments:

Pelin Pelister Akyürek said...

İzmirlileri ve İzmir'i çok severim. Başka bir tadı vardır İzmir insanının. Samimiyetleri şaşırtır bazen. Hatta o kadar içten olamadığım için ayıplarım bazen kendimi. İstanbul'un da belki eski hali güzeldi ama artık sadece manzaradan ibaret. İnsan vasfını yakıştıramayacağımız yaratıklar dolaşıyor sokaklarda. Bu kadar kibar sözden sonra gelelim okuduğun kitaba. Bok yemiş o yazar kişi. Kıskançlığın tillahını yapmış. Çamur atmış resmen. Neyse ki onun etkilemeye çalıştığı kesim kitap okumuyor. O da yazmasaymış keşke.

arinna said...

Düşüncelerin için teşekkür ederim Pelin.Dediğim gibi bir şehir dolusu insanı bir iki kişinin davranışına göre yargılayan insanlar değiliz o yüzden İstanbul'dan veya başka bir şehirden buralara gelen insanlar çok fazla yalnızlık çekmezler.Samimiyeti eksiklik olarak gören bir toplumun ortasında tutukluk yaşaman çok normal bence.Gittikçe geriye dönen bir zihniyet hakim olmaya başladı her yere.Belki ticari kaygılarla yazılmış bir kitap ama kazandığı paradan daha önemli şeyleri baltaladıklarını,bazılarının ekmeğine yağ sürdüklerini umursamıyorlar yurdum yazarları.Amacım ülkemin kültürünü yok sayan tamamen avrupai bir hayat tarzını savunmak değil,ama zaten İzmir böyle bir yer değil.Keşke bütün sehirlerde insanlar bu kadar özgür ve mutlu ve evinde hissedebilseler..

cAt said...

izmir insana şnsan gibi davranıyor kimseye önyargı beslemiyor yaaa kıskanıyolar işteeeeee o yazara burdan sinir katsayımdan derlediğim bir demeti yolluyorumm bir izmirli olarak sinirlerim zıpladı bir annn okurken yaaa

absalom said...

arinna...
izmirli deilim...
çok iyi tanımam...

sadece 1 sene yatılı okudumdu zmanında orada...

kale die bişi vardır bilirsin...

son kale orası...

belden aşağı daha çok vurulacak...
hazırlıklı olun.